BİZ FARKLIYIZ! BİZ FARKLIYIZ! SORUNLARINIZA KARŞI YALNIZ DEĞİLSİNİZ! ÇALIŞMALARIMIZ ÇÖZÜM ODAKLI OLUP - ETİK KURALLARIMIZ - MANEVİ TUTKULARIMIZ OLMASA OLMAZLARIMIZ VAR! SORUNLARINIZA SAHİP ÇIKABİLDİĞİNİZ ÖLÇÜDE ÇÖZÜM BULABİLİRSİNİZ! HAYATINIZDAKİ DEĞİŞİKLİĞİ ŞAŞKINLIKLA İZLEYECEKSİNİZ! (0 532 510 61 86) KÖTÜ OLUMSUZ GİDEN AİLE HUZURUNUZU SAĞLAYACAK - MADDİ GÜCÜNÜZÜ DÜZENE SOKACAK - SEVDİKLERİNİZE SİZLERİ SEVDİRECEK - 150 YIL ÖNCE YAPILMIŞ BÜYÜ - SİHİR'DEN RAHATLIKLA KURTULABİLİR. RUHSAL BUNALIM - MÜZMİN KANSER - EVHAM - VESVESE - TAKINTI - KAYGI - KORKU - CAN SIKINTISI - PANİK ATAK - DEPRESYON - YARIM BAŞ AĞRISI - SÜBYAN - CİN MUSALLATI - HABİS RUHLAR - HASET - NAZAR'DAN KORUNARAK - CİNSEL HAYATINIZIN ZİRVEYE ÇIKMASINA SEBEP OLABİLİR! EKONOMİK DÜZEYİ DÜŞÜK HALDEYKEN ZENGİN BİR HALE GELEBİLİR. TAM ANLAMIYLA KURTULUŞ VESİLENİZ OLACAK! HAYATINIZDAKİ DEĞİŞİKLİĞİ ŞAŞKINLIKLA İZLEYECEKSİNİZ! BAFRALI AHMED HOCA 0 532 510 61 86 ahmedhoca@bafraliahmedhoca.com



CİNLER YER VE İÇERLER

Allah (Celle Celaluhu) kitabında cinlere hitaben mealen; ‘’mallarında ve evlatlarında onlara ortak ol’’ buyurmaktadır.
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in ashabından biri anlatıyor:
‘’ Bir adam ‘’bismillah’’ demeden yemek yiyordu. Son lokmasını yerken ‘’bismillahi evveli ve ahiri’’ dedi. Allah’ın Resulu tebessüm ederek şöyle buyurdu:
-‘’ Şeytan da onunla beraber yiyordu. O Allah’ın ismini zikredince, şeytan karnındaki istifra ederek, ağzından çıkardı.’’(Ebu Davud)
Allah’u Teala’ nın ‘’onlara mallarında ve evlatlarında ortal o’’ fermanı da, bu hadisi teyit etmektedir.
Cinlerin yemekleri, besmele çekmeden yenen yemekler, tezek ve kemiklerdir. Selman El-Farisi anlatıyor:

  1. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bizi kıbleye karşı küçük ve büyük abdest bozmaktan, sağ el ile taharet almaktan, taşlar ile taharet alırken taşların üçten aşağı olmasından, tezek ve kemikle taharet almaktan nehyetti. (Müslim, Ebu Davud) Ve yine ‘’tezek ve kemikle taharet almayınız, çünkü onlar cin kardeşlerinizin azığıdır’’ buyurmuştur.(Tirmizi)
  2. Ameş anlatıyor:
  3. ‘’Bir gün bir cin geldi ve biz ona:
  4. ‘’En sevdiğiniz yemek nedir?’’ dedik. O:
  5. ‘’Pirinçtir dedi. Bizde ona pirinç getirdik. Lokmalar havalanıyor, biz bir şey görmüyorduk.’’(İbn-i Kesir)

Bir adama cinler musallat olmuştu. Ona gözüküp yanına geliyorlardı. O adam şöyle anlatıyor:
‘’Geceleri bana gelip pirinç pilavı istiyorlardı, bende veriyordum.
Yine cinler gözüktükleri bazı kişilere eşek baklası sevdiklerini söylemişlerdir. En doğrusunu bilen Allah’ dır.

 

DUYURULAR

TÜM ŞEVKİ KIRILMIŞLARA…

Fakir bir genç adam geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyanıklık arasında odasının ışıkla dolduğunu görür. Gaipten gelen bir ses ona şöyle der: "Bundan böyle Allah için çalışacak ve kulübenin önündeki büyük kayayı bütün gücünle iteceksin!"

Bunun Allah''tan gelen bir emir olduğuna inanan adam, ertesi sabah kayayı itmeye başlar. Daha ertesi gün ve izleyen haftalar güneşin doğuşundan batışına kadar taşı itip durur. Aylar süren uğraşı sırasında kaya yerinden bile kımıldamaz. Adam gece kulübesine yorgun-argın dönerken, gününün boşa geçtiğini düşünüyordur artık.

Onun şevkinin kırıldığını hisseden şeytan kalbine vesveseler vermeye başlar: "Ne kadar zamandır bu kayayı itip duruyorsun, bir milim bile kımıldamadı. Kendine bunun için niye yazık ediyorsun? Onu yerinden oynatman zaten mümkün değil.."

Böylece, gence görevi yerine getirmesinin imkânsız olduğunu, dolayısıyla başarısızlığa uğradığı duygusunu aşılamaya çalışır.

Bu tür düşünceler onun şevkini daha da kırar ve ümidini gitgide yitirir. "Doğru ya, kendimi bu iş için niye paralıyorum ki?" diye kendi kendisine söylenir. "Bundan sonra azıcık bir kuvvet harcayacağım. Bu da yeter de artar bile. Koca kaya yerinden kımıldamayacağına göre."

Ve kararını duâsında Allah''a bildirir. "Allahım, uzun zamandır durmadan dinlenmeden Senin dediğin gibi hareket ettim. Bütün gücümle istediğin şeyi yaptım. Hergün yoruluyorum, ama kayayı bir milim bile kımıldatamıyorum. Neden böyle? Neden başaramıyorum?"

Gaipten bir ses şefkatle cevap verir: "Ey kulum, uzun zaman önce sana emrime uymanı istediğimde kabul etmiştin. Sana görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söylemiştim ve sen de yapmıştın. Ben sana hiçbir zaman onu yerinden oynatmanı beklediğimi söylemedim ki! Senin görevin onu itmekti. Şimdi gücünün tükendiğini, başarısızlığa uğradığını söylüyorsun. Kendine bir bak bakalım. Kolların daha da güçlendi, pazuların büyüdü. Sırtın ağırlığa dayanıklı hale geldi. Bacakların kalınlaştı ve kuvvetlendi. Taşı itmeye başladığından çok daha kuvvetlisin şimdi. Evet, kayayı kımıldatamadın. Ama senden istenen emre itaat etmen ve onu sadece itmendi. Kayayı yerinden oynatacak olan Ben''dim."

Hatasını anlayan genç, ertesi gün kendi görevinin kayayı yerinden oynatmak değil, onu var kuvvetiyle itmek olduğunu düşünerek verilen görevi yerine getirir. İkinci gün, üçüncü gün derken, kaya birden yerinden kımıldar. O zaman kayayı yerinden kımıldatanın kendisi değil Allah olduğunu anlar. Biraz daha uğraştığında, kaya biraz daha oynar ve kenara yuvarlanır. Altından da kendisine ömür boyu yetecek kadar büyük bir hazine çıkar." Selam ve dua ile..

BAFRALI AHMED HOCA
 

BİZE ULAŞIN

EL YAZMALARI

anket


ANA SAYFA
| ÇALIŞMALARIM | VESİLE | TEDAVİ
| İLETİŞİM

Copyright Bafralı Ahmed Hoca. Tüm Hakları Saklıdır.